Kayıtlar

Gezi Yazısı ve Satranç

Resim
Gezi yazısı ve satranç neden bir başlıkta buluştu? Üstelik o satranç, Stefan Zweig'ın  Satranç  adlı kitabı. Buna geleceğiz.    Kaynak Buraya zaman zaman gezdiğim, gördüğüm yerlerle ilgili yazılar yazıyorum. Nerelere gittik, neleri gördük unutmayayım diye. Ama gezerken de yazarken de aklımda hep şu var "Bu gezmeler gezme değil, bu yazmalar yazma değil" Eğil salkım söğüt, eğil! Bu yazdıklarım gezi yazısı değil, ben de gezgin değilim. Tam bunları düşünürken Laciverd Dergi'de yayınlanmış bir yazıya rastladım. ( Burada ) İmkan ve cesaret alanı geniş biz yeni neslin, her tatilde dünyaya açılıp, sonra da bunu kolayca paylaşıp nasıl birer "gezgin"e dönüştüğümüzü irdeleyen bir yazı. Gerçekten biz z kuşağının imkanları bir önceki nesle göre daha fazla. Bir yere gitmek istediğimizde daha az düşünüyoruz, orayla ilgili binlerce bilgi içeren yüzlerce internet sayfası önümüzde, "keşfettiklerimiz"i paylaşmak için gerekli araçlar da cebimizde. Hemen ko...

İsviçre-Zürih, 03.05.18

Resim
Kaç gündür, tarihe bakarsak yaklaşık iki aydır, bu yazıyı yazmak var aklımda, yapılacak işler arasında sıraya girmiş bekleyip duruyordu. Ama başka hayatî işler sürekli sırasını kapıyordu Zürih'in. İşte şimdi sıra size de geldi Zürih hanım, arz-ı endam edebilirsiniz .    Zannedilebileceği gibi AB üyesi olmayan İsviçre Konfederasyonunun 26 kantonundan biri olan ve zannedilebileceği gibi İsviçre'nin başkenti olmayan Zürih var önümüzde. Bu cümleyi ögelerine ayırırsak, evet İsviçre bir konfederasyon yani basitçe bir anlatımla küçük özerk devletlerden oluşuyor. (Yavrum, tamamı zaten 8-9 milyonluk bir nüfus, özerk devletçikleri de mi varmış?!) Evet, 26 kantonu var(kanton deyince aklına Huysuz Virjin gelenler? Beynimiz bazen bir çöplük!) ve kanton da kabaca kendine özel meclisi, hükumeti ve yasal düzenlemeleri olan otonom yapı demek ve evet Zürih bunlardan biri, en işleği ve en büyüğü ama başkent değil. İsviçre'nin başkenti Bern.   Yürüyüş rotamız Bahnhof Strasse ad...

Mayıs-Haziran Zaptı, Ben Katip

Resim
Bahçemizin ortancası Çiçekli bir girişten sonra... Ayların günlerin işi akıp geçmek. Kendilerini tutamasak da zabıtlarını tutalım bakalım. Hafızaya değil kağıda kaleme güvenelim, sarılalım yine. Söz uçar, yazı belki kalır.  Öncelikle annemler gittikten bir hafta sonra 16 Mayısta Ramazan geldi. Böyle söyleyince Ramazan bir şahısmış gibi oldu ama somutlaşması da hiç fena değil. Nasıl geçirdik, hakkını verebildik mi? Yine her yıl olduğu gibi performansından memnun olmayan bir adet ben kaldı elimde. Hani daha çok teravih, kaza namazı? Hani daha çok Kuran? Hani itikaf? İnsan her ne kadar kendi kendime kalayım, sakin kalayım süper ibadet yaparım dese de bence yine en güzeli güzel insanlardan oluşan, sana Allah'ı hatırlatan ve yalnızca Allah adını anmak için bir araya gelmiş bir topluluk ile çalışmak böyle zamanlarda. Tabii ki yalnız kalıp derin dua etmeye de çok ihtiyaç var ama belli zamanlarda toplanmak, işte şöyle sohbetli aşklı bir mukabele, iyi insanlarla kılınmış iyi bi...

Almanya gezisi, Stuttgart ve Ludwisburg, 1.5.18

Resim
Daha önce yazdığım gibi annemler burada iken 5 gün de Almanya'daydık. Teyzemler sağolsunlar, çok güzel günler geçirdik. Almanya'da gittiğimiz yerlerden biri de Stuttgart oldu. Genel olarak Stuttgart Bu şehir Almanya'nın güneyinde bulunuyor ve Almanya'nın en büyük altıncı şehri. Avrupa'da artık alıştığımız üzere kendisi bir eyalete bağlı; Baden-Württemberg eyaletinin başkenti. Almanya'nın en dağlık ve en yeşillik büyükşehirlerinden biri imiş. Şahidiz, şehrin kurulduğu düzlük de oldukça yeşildi, şehrin etrafındaki tepeler de. Ben daha önce hiç duymamıştım ama aramızda duyanlar varmış, burası Mercedes-Benz ve Porsche'nin genel merkezlerinin ve büyük fabrika kampüslerinin bulunduğu şehirmiş. Porsche'unkini hiç görmedik ama Mercedes'inkini önünden geçerken gördük, git git bitmiyor. Ayrıca şehirde bu markalara ait müzeler de bulunuyor. Bu şehri bu markalar öyle domine etmiş ki merkezdeki ana tren istasyonun tepesinde bile kocaman bir Mercedes amblemi...

Hayal Üzerine Hayaller, 30.11.17

Hayalimi bazen kuruyorum, şenlendiriyorum, dualıyorum, suluyorum; bazen unutuyorum, kurutuyorum. Hayal kurmak'taki "kurmak"la, turşu kurmak'taki "kurmak" arasında bir ilişki var mı acaba? Ellerinle inşa edip, ayağa dikip kurarsan başka, turşu gibi kurup, ağzını kapatıp bir kenara kaldırırsan başka. Her iki durumda da olma ihtimali var mı ama? Turşu da dura dura olgunlaşmıyor mu? Yine de hayal kurmak, turşu kurmaktaki kadar pasif bir eylem olmamalı. Hayali kurup köşeye kaldırmamalı. Hayaller insanı uyutmadığı zaman, düşünüldüğünde yerinden kaldırdığı zaman gerçekleşir herhalde. Hayal kişiyi eyleme geçirdiğinde.. Bana her şey seni hatırlatıyor kıvamına gelindiğinde. Hayal kendisi için bir şey yapıldığını hissettiğinde ve en önemlisi kal duasına hal duası eklendiğinde.

Üçüncü Sezon Başlıyor: Dön Pervane Pervane/ Gel Pervane Pervane

Resim
4 Nisan itibariyle Hollanda'daki ikinci sezonumuzu bitirip yirmi günlüğüne İstanbul'umuzu ziyaret ettik. Günler dolu dizgin geçti. Ayşe Zülfa da ben de Hollanda'da bütün kış hasta olmayıp ananeleri babanneleri görünce hastalanıp yattık önlerine yine. Birazı koşturmaca birazı hastalık ile geçen bir yirmi gün oldu yani. İstanbul'da tam lale zamanı idi, lalelerin tadını burada değil orada çıkardık ve 24 Nisanda annemle babamı da yanımıza alarak Hollanda'ya geri döndük.  Ayrılırken ağaçlarını tomurcuklu halde bıraktığımız küçük şehrimizi, döndüğümüzde zümrüt gibi yemyeşil bulduk. Nasıl taze, nasıl ferah bir yeşillik. Güneşin yakıcı sıcağını henüz görmemiş canlı bir ilkbahar yeşili. At kestaneleri kocaman kocaman; beyaz, açık pembe ve koyu pembe renklerde arz-ı endam ediyorlar. Köklü ve yaşlı ağaçlar oldukları belli. Salon camımızdan bize eşlik eden çınarlarımız da keza çoşmuş. İstanbul'umuz da mükemmel ama onun güzellikleri maalesef artık kolay ulaşılamaz hal...

Şu Hortumlu Dünya! Tüketelim, Tüketilelim

Resim
Ders çalışmayı seviyorum. Mecbur olmadığım halde; not, sınav, okul vs. olmadığı halde okuyup, dinleyip bir şeyler öğrenmek bence bir hobi. Youtube bu konuda derya deniz. Bulaşık yıkarken bile bir TED konferansı dinlenebiliyor, ya da istediğiniz bir hocanın sohbeti... Coursera tarzı online ders veren siteler ise bu işin bir adım daha ötesinde. Dünya çapında üniversitelerden dersler almanızı; quizler olup, ödevler hazırlayıp sertifika bile alabilmenizi sağlıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Stanford Üniversitesi'nden Food&Health adında bir ders aldım. 5 haftalık, ödev vs. istemeyen bir dersti. Bu ders aslında ne zamandır kafamı kurcalayan yeni yeme alışkanlıkları ile ilgili de faydalı bir program oldu.  Dersin hocası Maya Adam çok tatlış görünen birisi, dersin son kısımlarında evinden, kendi mutfağından çekimler dahi yapmış. Kendisi Stanford Tıp Fakültesinde hoca olmasının yanı sıra bir de bence "yemek aktivisti". Batı tarzı beslenme şeklini, tüketilen hazır gıda...